Ana Sayfa | İletişim
FİNİKE'NİN GÜÇLÜ SESİ
  Yazarlar
Salih Emre AKBAŞ
Eğitim Yazı Dizisi
Kürşad SEVEN
Eğitimde Yeni Sistem
     
Nöbetçi Eczane
Hal fiyatları
Hasyurt, Sahilkent, Kumluca
     
TARİHİ MEKANLAR


ARYKANDA

Yüksek Kayalığın Yanındaki Yer" Arykanda ... Homeros'un yedi renkli denize sahip ülke olarak betimlediği dünün
Likya'sı, bugünün Teke Yarımadası'dır. Likya, tiyatroları, stadyumları, hamamları, su sarnıçları, kaya mezarları ve
labitleri ile bir açık hava müzesidir . Batılı gezginlerin sıklıkla İsviçre Alpleri'ne benzetmiş oldukları Aykırçay
Vadisi'ndeki Arykanda kentinin tarihi en eski M.Ö. 2000 başlarına kadar gider. M.Ö. 6'ıncı yüzyıldaki Pers istilasını
takiben Batı Anadolu'nun kültür ve sanat alanında parlamasının etkileri Arykanda'da da görüıür. M.Ö. 400'lerde ise
Büyük İskender tüm Batı Anadoluyu kendisine bağlar. 4 'üncü yüzyıldaki kazı buluntuları ışığında, Arykanda için sönük bir dönem izlenimi vardır. Roma döneminde ise Arykanda, zengin bir yerleşim yeridir. Bu dönemde Roma'ya bağlı diğer Likya kentleri gibi Arykanda da "Pax Romana"nın sağladığı barış ve güvence ortamından istifade eder. Yine bu dönemde, Arykanda'ya kendi sikkesini basma yetkisi de verilmiştir. Ağustos M.S. 240 tarihi depreminde Likya'nın pek çok kenti gibi, Arykanda da yıkım görür. Artık eskinin zengin kentinde ekonomik sıkıntılar MS. 4'üncü ve 5'inci yüzyılda büyük boyutlara ulaşır. Erken Bizans döneminde küçük bir psikoposluk ve yerleşim olarak yaşamını sürdüren Arykanda'nın talihi Arap akınları ve ardından gelen haçlı seferleri sonunda da değişmeyecektir. 11'inci yüzyıldan itibaren yöreye Türkmenler hakim olur. Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde de Arykanda ve çevresinde iskan devam etmektedir. Charles Fellows'un 1838 yılındaki ziyaretine kadar Arykanda ile bağlantısı bilinmeyen ama ismi büyük olasılıkla antik isminden türeyen Arif Köyü ufak bir yerleşim yeri olarak yaşamını günümüze dek sürdürmüştür. Not: Arykanda ismi, Anadolu'nun yerli dili olan Luvice'de "Yüksek Kayalığın Yanındaki Yer" anlamına gelir.











LMYRA


Finike - Elmalı karayolu üzerinde Finike’den 6 km sonra Turunçova ilçesini göreceksiniz. Turunçova kent merkezinden sağa, eski Kumluca yolu ayrılır. Yaklaşık 4 km sonra Turunçova’nın Yuvalılar Köyü’nün Saklısu mahallesine varacaksınız. Limyra kent kalıntıları bu mahalleyle iç içe. Kentte kazılar 1969’da başlamış ama hepsi yörük 300 haneli köyün SİT alanı içinde kalan yaklaşık 40 ev boşaltılamadığı için kazı çalışmaları çok yavaş yürüyor. SİT alanı içindeki köylülerle devlet arasında kıyasıya bir mücadele sürüyor. Köylüler, devletin verdiği kamulaştırma bedelini az buluyorlar. Biz topraktan başka bir şey bilmeyiz, bize para vereceklerine Kumluca ya da Finike çevresine aynı büyüklükte toprak versinler diyorlar. Haklarında dava açılıp tahliye kararı alınmış 8 hane var. Jandarma baskısı sürekli tepelerinde. Limyra’da kazı çalışmaları, Avusturya Viyana Üniversitesi Arkeoloji Bölümü denetiminde sürdürülüyor.

Limyra M.Ö. 5. yüzyılda kurulmuş. Pericies döneminde Lykia’nın başkenti olmuş. Limyra Lykia birliğinin üç oy hakkına sahip altı kentinden biri. Limyra Bizans döneminde ise bir piskoposluk merkezi olarak önem kazanmış. Kent gezisine antik tiyatro’dan başlayabilirsiniz. Tiyatro yolun kenarında. Arabayla geldiyseniz önüne park edin. Tiyatro’yu geçtikten sonra yolun solunda ve yamacın tepesinde çok güzel bir anıt mezar gözünüze çarpacak (Xatabura anıt mezarı). Mezar Lykia sanatının eşsiz bir örneğini oluşturuyor. Roma imparatoru ünlü Jül Sezar’ın oğlu Gaus Sezar Roma dönüşünde Lykia’dan geçerken ölmüş ve onun anısına anıt mezar yapılmış.

Tiyatronun arkası, tepenin yamaçları tümüyle yamaç evler ve kaya mezarlarıyla dolu. Kaya mezarları ve yamaç evler yol boyunca kilometrelerce eşlik ediyor. Bunların küçük bir bölümü restore edilmiş.

Tepede akropol ve Bizans kilisesi var. Bir de Akropolün güney yamacında yapılan kazılar sonucu Heroon (anıt) ortaya çıkarılmış. Heroon kaya olan taban düzeltilerek elde edilen 19x18 m ölçüsünde bir teras üzerine oturtulmuş ve anıtın temelleri bu teras üzerine yapılmış. Anıtın Pericies anısına yapıldığı sanılıyor. Burada yapılan kazılarda ortaya çıkarılan heykel parçaları ve figürler dört yıl önce (1994 yazı) helikopterle aşağıya indirilmiş ve Limyra kenti içindeki depoya konmuş (Depo giderek bir müzeye dönüştürülmeye çalışılıyor. Şu anda içine ancak özel izinle girilebiliyor).

Tepeye 40 dakikalık bir yürümeyle çıkılabiliyor. Çıkış için köyden rehber bulabilirsiniz.

Aşağıda, yolun sağındaki kalıntılara (tiyatronun karşısında) geçmek için dereyi aşmak gerekiyor. Kentin bu bölümünde görülebilecek kalıntılar arasında Bizans kilisesi, Bizans hamamı, kent duvarları, şimdi üstünden dere akan sütunlu cadde (7 m genişliğinde ve 50 m uzunluğunda) bulunuyor.

















MYRA

Myra, çok eski bir antik kent. İlk yerleşimin MÖ 1. Yüzyıl’a kadar indiği sanılıyor. Kaya mezarları mutlaka görülmeli.
Akropol’ün en tepesinde yer alan tiyatrosu ise günümüze kadar ulaşan tiyatroların içinde en sağlam olanı. Myra’nın en çok ziyaret edilen yerlerinin başında, kuşkusuz Noel Baba’nın evi geliyor.
Söylenceye göre, Nicholas Patara’da, zengin bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiş.
Zamanında çok seyahat etmiş, denizcileri birçok kazadan dualarıyla korumuş.
Birçok hasta çocuğa, mahkuma ve denizciye yardım etmiş. Birçok seveni birleştirmiş...
Bugün çarşı içinde, Aziz Nicholas adına kurulan ilk kilise var.
Tarihçiler mezarının yüzyıllar önce açılarak kemiklerinin İtalya’ya kaçırıldığını söylüyorlar.
Demre, aslında çok da adı geçmeyen bir cennet köşe.
Hem antik kentleri hem plajları ile her gezgini çok mutlu edecek nitelikte.
Ayrıca civar köyler, tekne gezileri ve Finike ile birleştirildiğinde, isterseniz iki haftaya
kadar her gününüzü verimli bir şekilde doldurabileceğiniz bir tatil planı yapabilirsiniz.
 
 
 
@ Copyright 2008 Haberfinike.com İletişim